Zehirsiz Yaşamak Mümkün mü?

Kendi ellerimle yaptığım, eeen doğalından ve kimyasal içermeyen, portakal uçucu yağlı bulaşık deterjanı ve lavanta uçucu yağlı çamaşır deterjanı ve yine ellerimle hazırladığım masum cif! Koydum üçünü de karşıma bakışıyoruz. Tabi tabi ben yaptım. İnanmadınız mı? Ben de ihtimal vermezdim. Hem bunlarla “uğraşacağıma” hem de becerebileceğime. Ama konu sağlık ise? Konu ezbere yaşanan hayatlarsa? Veya ne bileyim konu bize dayatılan kimyasal ve koruyucu dolu çeşit çeşit ürün ise?

Processed with VSCO with c1 preset

Ahmet’le epey zamandır yediğimiz ve içtiğimiz şeylere dikkat ediyoruz. İşlenmiş gıda tüketmemeye gayret ediyoruz ve kendi yemeğimizi kendimiz pişirmeyi seviyoruz. 4 yıl kozmetik firmasında çalışmış ve 1,5 yıl önce ayrılmış biri olarak kişisel bakım ve kozmetik konusunda da büyük çaplı bi değişim geçirdim, geçiriyorum. (Bu da başka bir yazının konusu olsun) Fakat eve giren temizlik ürünleriyle ilgili pek farkındalığımız yoktu. Yada şöyle diyeyim; marketten aldığımız bu ürünlerle mutfağımızı, bulaşıklarımızı, banyomuzu ve kıyafetlerimizi mikroplardan temizleyip, yerine ağır kimyasal tabakalar bıraktığımızın farkındaydık ama değiştirmek için irademiz yoktu ve neresinden tutup başlayacağımızı pek bilmiyorduk. Zaten değişim dediğin şey, hele ki çocukluğundan bu yana gördüğün ve alıştığın bir konudaysa iyice zorlaşıyor. Eminim annem gençliğinde evininin temizliğinde karbonat, sirkeli su, ne bileyim bi arap sabunu kullanmıştır. Ama ilerleyen yıllarda o da büyük değişimin, farkında olmadan bi parçası olmuş. Eski neslin insanlarını kullandıkları doğal malzemelerden vazgeçtikleri için suçlayamam. Ben orada değildim, ben olsaydım nasıl davranırdım bilmiyorum. Mevzu o da değil zaten. Neyse… zaman içerisinde kimyasallarla dolu deterjan kokuları sanki temizliğin kokusu olarak değişmiş. E ben de böyle görerek büyüdüm ve kendi evim olduğunda da markete gidip benzer ürünlerden aldım. Aklıma neden arap sabunu veya karbonat gelsin ki? Nasıl gelsin?

Processed with VSCO with f2 preset

Son zamanlarda temizlik yaparken kollarım ve bacaklarım kızarmaya ve kaşınmaya başlamıştı. Biraz psikolojik etkisi de var sanırım. Hele banyo temizliği tam bir işkence olmaya başlamıştı çünkü eskiden “temizlik” sandığım kokudan boğulacak gibi oluyordum. Her seferinde bu böyle olmaz diye diye söylenip durdum. Çok sık temizlik yapan biri değilim açıkcası ama ne kadar seyrek olursa olsun zehir zehir işte!

Evi kendimiz temizlemesek, birine mi temizletsek? E bi kere kaçtığım şeyi göz göre göre başka bir cana yaşatmak zaten içime sinmez. Hem kendi yaşam alanımızı kendimiz temizlemeyi tercih ediyoruz. Bu aynı dışardan yemektense kendi yemeğini kendin pişirmek gibi bizim için. Hadi diyelim ki canla başla bizim için evimizi biri temizlemek istedi. Temizlik sırasında orada olmasak ne olacak, eve gelince kimyasal solumaya başlıyoruz yine de.

Processed with VSCO with f2 preset

“Neyse ya, yemiyoruz ya sonuçta!…” diye avutuyordum kendimi. Nasıl yemiyoruz?! Bildiğin yiyoruz işte. İlla yemek borundan geçmesine gerek yok. Nefesin ve derin aracılığı ile kan yoluyla her bir hücrene taşınıyor o atom ve moleküller. Bu arada Cosmos – Bir Uzay Serüveni belgeselini izledik yakın zamanda. Ne kadar fazla konuda ve nasıl etkilendiğimizi kelimelerle tarif edemem. Muazzam bi belgesel! Tokat etkisi yaptı tabi bizde. Yapmayı hayal ettiğimiz evimizle ilgili bazı kararlarımızı derinden sorgulattı. Neyse… ne diyorduk? Kimyasallar…

“Aman yarabbi öldük bittik, bunları kullanırsak kesin kanser oluruz” diye kendimizi paralamaya ve etrafa stres yaymaya da gerek yok tabi. Habire bunları konuşmaktansa, ne kadarını hayatımdan çıkartabilirim veya doğal malzemelerden alternatif temizlik ürünleri nasıl yapabilirim diye sormak daha doğru geliyor bana.

Instagramda yakın zamanda keşfettiğim bir hesap var; Zehirsiz Ev. Sahibi Mercan Yurdakuler Uluengin. Kendini şöyle tanıtmış: “Hamaratlıkla uzaktan yakından ilgisi yoktur. Bakterileri sever ve sayar. Bütün gayesi daha az ev işi yaparak daha iyi yaşamaktır. Dünyayı kurtarmaya çalışmaz ama küçük küçük bireysel hareketlerin büyük sonuçları olduğuna inanır.” Atölye duyurusu yapmış yakın zamanda. Hiç düşünmeden mesaj atıp kayıt oldum. İyi ki de katılmışım.

Processed with VSCO with g3 preset

Peki atölyede ne yaptık? Yine kendisinin sözleriyle anlatayım; temel ve doğal malzemeleri kullanarak, kirletmeden temizlik yapmanın ve dünyada bıraktığımız “ayak izini” küçültmenin öneminden konuştuk. Ve birlikte 3 tane temizlik ürünü yaptık; Cif, çamaşır ve bulaşık deterjanı. Aslında bunlara deterjan demek doğru olmaz ama deterjana o kadar alışmışız ki yerine koyacak başka bir kelime bulamıyorum. Cif’e “Masum Cif” diyim bari. 🙂 Bu 3 ürün haricinde başka bir çok temizlik ürününü de (Yüzey temizleyici, cam temizleyici, koku giderici, ağır yağlar için yağ çözücü…vb) nasıl yapabileceğimizi tarifleriyle birlikte öğrendik.

neokur_1455785492

Tüm tariflerin detaylarını ve çok daha fazlasını (Mesela güneş kremi, nemlendirici, tonik, bebek şampuanı, yanık jeli, ayakkabı parlatıcı, oda spreyi,  vb) Sevgili Mercan’nın blogu www.zehirsizev.com adresinde ve Zehirsiz Ev kitabında mevcut. Websitesini şu sıralar pek güncellemediğini söyledi. Ama kitabı tam bir baş ucu rehberi. Fiyatı sadece 14 TL. Kitapevlerinde bulamazsanız talep edin, getiriyorlarmış. Veya ilgilenirseniz ben de öğrendiklerimi anlatabilirim. 🙂 Herbirinin yapımı bir kaç dakikadan ibaret, çok çok basit. Atölyede kendimi kimyager gibi hissettim ölçüp karıştırırken. 🙂

Kullandığımız malzemeler şöyleydi; Karbonat, arap sabunu, saf ve parfümsüz zeytinyağı sabunu, çamaşır sodası, elma sirkesi, narenciye kabuğu, su, kaya tuzu, limon tuzu, boraks (isteğe göre) veeeee benim bebeklerim olan ucucu yağlar! 🙂 Bitiyorum bu yağlara valla. Lavanta, menekşe, ardıç, çam iğnesi, portakal, limon… onlarcası. Hem güzel koktuğu için, hem de sirkenin kokusundan rahatsız olmamak için ekliyoruz bu yağları. Ama şart değil. Ben çamaşır deterjanına lavanta kattım, bulaşık deterjanına portakal, cife ise ardıç ucucu yağı.

Eskiden ne kadar az malzeme ile temizlik yapılıyormuş değil mi? Şimdi ise her yüzeye ayrı bir ürün var. Gerçekten bu kadar farklı ürüne ihtiyacımız var mı?!

Atölyede yaptığımız ürünleri ayrılırken aldık. Eve gelir gelmez hemen denedik Ahmet’le. Masum cifi lavoboda denedik. Alışkın olduğumuz cif kadar köpürmüyor ama güzel temizliyor! Çok memnun kaldık. Bir de cife göre bir avantajı da kolay temizlenmesi. Karbonat suda kolay çözündüğü için durulaması da kolay. Sadece 2 içerikli (Karbonat ve arap sabunu karışımı) bu ürünü Mercan 10 yıl önce keşfetmiş. Ve yapıp yapıp tüm arkadaşlarına dağıtmış. Artık aralarında espri konusu olunca ürünün adı Mer-Cif (Mercan’ın cifi) kalmış. 🙂 İyi ki bulmuş. Ve sağolsun tarifini bizimle de paylaştı.

Bulaşık ve çamaşır deterjanını da denedik. Çamaşırlar mis gibi lavanta kokusuyla çıktı ve gayet temizler. Kokunun kalıcı olması için başka tüyolar da var. Kitapta bulabilirsiniz. 😉 Ağır bi lekeyi çıkartmayabilir, bilmiyorum. Ama normal yıkamalar için son derece uygun. Bulaşık deterjanı da iyi sonuç verdi. Biraz haznede deterjan kalmış sadece. Sanırım çok koymuşum. Makinaya bulaşıkları düzgün yerleştirirsek daha da iyi sonuç alırız bence. Zaten kalan ufak tefek tortu veya lekeleri, deterjan yemeye tercih ederim.

Bir de evlerimize gelen suyun kireç oranı semtlere göre değişiklik gösterebiliyormuş. Buna göre tariflerdeki oranlarda arttırma/azaltma yaparak en ideal sonucu bulabilirmişiz. Deneyerek öğreneceğiz sanırım.

Processed with VSCO with c1 preset

Yüzey temizleyici, cam temizleyici, koku giderici veya sıvı sabun gibi ürünlerde memnun kalmayacağımı sanmıyorum. Zira elma sirkesi, saf zeytinyağı sabunu ve karbonata epey güveniyorum. Belki çamaşır ve/veya bulaşık temizleyici, alışkın olduğum temizlik hissini vermeyebilir. Olsun. Sorun değil. 1-Buna alışabilirim. 2-Ara ara deneyebilirim. Atölyede Mercan’ın söylediği ve benim de sonuna kadar katıldığım şey şu oldu; Herhangi bir şeye “taraftar” olmamak lazım. Gün gelir çamaşır suyu veya yağ çöz kullanmak icap edebilir. Veya kullanmak isteyebilirim. Sorun yok, olabilir. Evinizde kullandığınız kimyasal içerikli ürünler için “Ya hep ya hiç” demeyin, “Ne kadar azaltırsam o kadar iyi” mantığıyla deneyin diyor, haklı. Biz şuanda evde iki yetişkiniz. Hele ki çocuk olan bir ev olsaydı… Eminim daha hassas olurduk.

Bitkiler, otlar, tozlar ve yağların büyülü bir dünyası var. Her birinin şifa verdiği türlü türlü şey… Hele ucucu yağlar! Benim için tam bir harikalar diyarı. Bendeniz de Alice! Atölye sonunda tesadüfen egzamaya iyi gelen aynısafa bitkisini öğrendim. Eve dönerken bi aktardan aldık hemen. Ay o nasıl güzel bir koku! Ben parfümümü de bu yağlardan kendim yaparım artık! 🙂

Derya deniz ve rengarenk bi alan yani. Kapısı bi kere açıldı mı, biraz da meraklıysanız sizi hemencecik içine çekiyor. Doğanın düzeni ve özellikle de cömertliğine şaşmamak mümkün değil. Mevzu kişisel bakım veya temizlikten çok öte bir hal alıyor böyle olunca. “Doğaya saygılı”dan öte “doğayla bir ve uyumlu” yaşamanın bi yolu bizim için bu bebek adımları. O yüzden çok ama çok kıymetli. Daha sakin ve yeşil bir yere göçme hayallerimizin ufak ufak hareketlenmeye başladığı şu aylarda adımlarımız küçük olsa da kocaman bir değişimin içinden geçiyoruz, biliyorum, hissediyorum. Epey zamandır toprağın altında büyüyordu tohum, şimdi cesaretle uç vermeye başladı gökyüzüne doğru. Şükür.

Zehirsiz Ev kitabının Sunuş kısmından bir alıntı ile bitireyim; “Elinizdeki kitap, içeriğinden emin olduğumuz, doğanın sağlığına ve kendi sağlığımıza zararlı olmadığını bildiğimiz, yüzlerce yıldır insanoğlu tarafından kullanılagelen reçeteleri içeriyor. Bununla kalmıyor, hazır ürünlerin içerik listelerindeki zararlı maddeler hakkında bilgi veriyor. Hem bilgi hazinemizi genişletiyor hem de umut dolu çözümler sunuyor. Bu yolla gündelik yaşamımıza çok küçük gibi görünen ama çok anlamlı bir dokunuş yapmamız için yol gösteriyor. / Güneş Aydemir, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

Teşekkür: Atölyeye ev sahipliği yapan Happy Nest‘i de Instagram’dan takibe alın derim. İstanbul Etiler’de bir mekan. Hem çocuklar hem de yetişkinler için atölyeler düzenliyorlar ve çocuk kitapları satıyorlar. Hem kapalı alanda hem de bahçelerinde kafeteryaları var. Bahçesindeki 100 yıllık meşe ağacına karşı oturup bi çay/kahve için, kimyasal temizleyicilerden uzak bu huzur dolu mekanın tadını çıkartın. 🙂

Not: Zehirsiz Ev Instagram hesabından atölye duyurularını takip edebilirsiniz. 18 Ekim 2016’da yine Etiler Happy Nest’te Kişisel Bakım temalı bir atölyesi daha olacakmış, haberiniz olsun.

Sevgiyle…

(Atölyeden döner dönmez hevesle sıvı sabun/elde bulaşık yıkama deterjanı ve yüzey temizleyiciyi de denedim. Üşenmedim bir de hepsini fotoğrafladım. Çirkin plastik kaplardan sonra cam şişeler ve teneke kutulardaki temizlik ürünlerim sanki dekoratif birer obje gibi oldular benim gözümde. 🙂 )

İmza: Kaşif Seval!

Photo credit: Seval Yılmaz

Processed with VSCO with m5 preset

Sevdiysen, paylaş!

4 comments

  1. Sevalcim bu kadar uzun bir hikayeni ilk kez okudum. Gozlemlerin, ilgi alanların, tum yaratimlarin, arayışların şahane. Kalemin de bunlari cok guzel yansitiyor.. Harikasın.. bu yonlerinin ozgurce yasamasina ve yeni firsatlar bulmasina destek olan, hayal ve hayat arkadaşın Ahmet ‘e de tebriklee..sevgilerimle..

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir