Mandalinalar… Yeşili, Filmi, Umay Nine’si, Şifası ve Şarkısı

Yine ne işler peşindeyim kimbilir?

Mandalina kabuklarından yapılan doğal bir temizlik maddesi var, Zehirsiz Ev Atölyesi’nde öğrenmiştim. Onu yapıyorum. İlk kısmını dün gece yaptım. Şimdi üzerinden 2 hafta geçmesi gerekiyor ki formülü tamamlayabileyim. Dün akşam yaptıklarımı fotoğrafladım. Mandalinalar öyle güzel görünüyorlar ki paylaşmak için 2 haftayı bekleyemedim. Temizlik maddesinin ne olduğunu, nasıl yapıldığını, tarifini, fotoğraflarıyla birlikte paylaşacağım. Ama öncesinde bu harika meyveye biraz göz atayım istedim.

Seval Yilmaz

Mandalinanın kabukları genelde turuncu olur bilirsiniz. Bunlar ise yemyeşil. Biraz internette araştırdım. Bazı bloglarda yazılar buldum. Biri şöyle yazmış mesela: “Dış görünüşüne bakıp neden önyargılı davranıyorsunuz? Oysa o hala saf ve tertemiz. Bakmayın öyle yeşil ve mat durduğuna! Üzerinde sahte elbiseler, yalancı makyajlar yok!”*

Başka bir sayfada ise “Turunçgil meyvelerinin kabuk rengi yetiştirildiği bölgenin iklim özelliklerine göre yeşil, sarı ya da turuncu renkte olabilir.”** denmiş. Bir de yine aynı sayfada yazan şu bilgi dikkatimi çekti: “Yeşil kabuklu olanlar da tıpkı sarı ve turuncu renkli olanlar gibi son derece lezzetli ve sulu olabilir. Hatta yeşil renkli olanlar için yapay renklendirme işlemine maruz kalmamış oldukları bile söylenebilir.” 

www.mandalina.gen.tr ise şöyle yazmış: “Genellikle insanlar sarı olanını tercih ederler, oysa yeşil mandalina sararmış olandan daha faydalıdır. Neden derseniz hiç bir işlem görmeden dalından koparıldığı şekildedir.”

Yazdan çıkıp kışa doğru yelken açtığımız şu aylarda oluyormuş yeşil mandalinalar. Kısa bir süre tezgahlarda bulabilirmişiz, sonrası alışkın olduğumuz turuncu mandalina zamanlarıymış. Sanırım ben hayatımda ilk defa yeşil mandalina aldım. (Buğday Derneği’nin*** organizasyonu ile Halkalı’da kurulan Ekolojik Pazar’dan)

Kabuğu biraz sert, bıçak yardımı ile soydum hatta. Ama tadı gayet güzel. Hafif bir ekşilik oluyor ve ben bunu seviyorum.

Seval Yılmaz

Alırken neye dikkat etmek gerekir tarzında yazılardan birinde şöyle demişler; “Parlak ürünlere koruyucu zararlı kimyasallar eklediğinden bu tür ürünlerden uzak durulmalıdır.”**** Açıkcası bunu çok duyar olduk artık. Meyve sebze ne kadar parlak ve mükemmel görünüyorsa, “Vardır bunda bir bit yeniği, en iyisi ben lekeli, yaralı berelilere bakayım” der oldum.

Seval Yilmaz

Mandalinaları, kabuklarını kullanarak temizlik malzemesi yapmak için almıştım. Kabuklarını ayırdım, kendilerini de bir güzel yedim tabi, şifanın geleceği varmış diyelim. 🙂 Yerken de merak ettim “vitamin deposu” olarak bildiğim bu kış meyvesinin yararları neymiş acaba diye. Liste epey uzun. Mandalina da diğer bir çok ot, meyve veya sebze gibi tam teşekküllü bir eczane gibi. Faydalarından bir kısmı şöyleymiş:

Faydaları*****

  • Kanser riskini azaltır
  • Yüksek tansiyonu düşürmeye yardımcı olır
  • Karaciğer hastalıkları, damar sertliği ve şeker hastalığı riskini azaltır
  • Stres ve uykusuzluğa iyi gelir
  • Soğuk algınlığı ve gribe iyi gelir
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir
  • Soğuk algınlığı ve gribe iyi gelir
  • İltihabı önler
  • Doğal vitamin kaynağıdır
  • Cildi güzelleştirir, kırışıklıklara iyi gelir
  • Kalp ve damar hastalıklarına karşı korur
  • Öksürüğün iyileşmesine katkı sağlar
  • Vücuda enerji verir ve iştah açar
  • Kan basıncını düzenler

Ve daha neler neler…

Seval Yılmaz

İnternette araştırma yaparken bazı tarım sitelerinde narenciye yetiştiriciliği hakkında da detaylı yazılar çıktı karşıma. Tohum ve fidan üretimi nasıl yapılır, narenciye hangi toprağı sever, budaması ve gübrelemesi nasıl yapılır, ne kadar sıklıkla sulama gerektirir, nareciye hastalıklarının ve önlemlerinin neler olduğu gibi her biri uzun uzun cevaplanan onlarca bilgi… Oturup okuması bir yana birileri bunlarla uğraşıyor, emek harcıyor ve üretiyor. Bu sayede biz markete, manava gidip mandalinamızı alıp tüketebiliyoruz. Ekolojik olup olmaması, ilaçlaması, sentetik işlemler vs. konularını bir yana bırakıyorum. Çok derin bir bilgim yok zaten bunlarla ilgili. Ama toprağında temiz üretim yapan ve bunu başkalarıyla paylaşanlara büyük bir şükran duydum bu sabah. Şehirli insanlar olarak (umarım ömrümün sonuna kadar böyle kalmaz) doğanın dilinden anlayan, üreten, emek harcayan ve paylaşan insanlar sayesinde bir meyvenin şifasıyla buluşabiliyoruz.

İçimde bazı şeylerin eskiye göre değiştiğini görebiliyorum artık. Eskiden olsa bir mandalinayı soyduktan sonra bitirip bitirmemeye bile dikkat etmezdim. Tabakta biraz kalmış, bozulmuş, çöpe gitmiş, ziyan olmuş… pek dikkatimi çekmezdi bunlar. Şimdi ise bir mandalinaya baktığımda -ve nedense özellikle fotoğrafladığımda- ondaki şifayı, emeği, tohumundan masama gelesiye geçirdiği yolculuğu, meyvesini, çekirdeğini ve hatta kabuğunu da görür oldum.

Her hangi bir meyve/sebzenin kabuklarını atmadan önce internette hızlı bir araştırma yaparken buluyorum artık kendimi. Ve öğrendiklerim beni çok şaşırtıyor, çok mutlu ediyor. Ve içimde her seferinde bir minnet duygusu yükseliyor. Yılmaz Erdoğan’ın Kafa Dergisi’ndeki yazısında yabani otlarla ilgili söylediği bir cümle geldi şimdi aklıma. “Meğer bizim “ot bürüdü” dediğimiz yere, Rabbim eczane açmış haberimiz yok!” Hakikaten yok. Unutmuşuz, unuttuğumuzu da unutmuşuz belli ki. Derin bir uykudan uyanmak gibi bizimkisi şimdi.

Buket Uzuner’in Toprak ve Su kitaplarındaki Umay Nine karakteri geliyor aklıma bir yandan. Eczacı, otacı, şifacı, kaman, bilge kadın Umay Otacı Bayülgen. İki kitabı da severek okumanın yanı sıra, Umay Nine beni çok etkilemişti. Belki de doğayı okuyabilen, şifacı yanlarımız hala özümüzde saklıdır. Neyse… ne diyorduk; mandalinalar… 🙂

Seval Yılmaz

Yazı epey daldan dala oldu di mi? Son vuruşu da yapayım da iyice aşure gibi olsun madem. 🙂

Mandalina mandalina dedikçe aklıma Zaza Urushadze’nin “Mandalinalar” filmi geliyor. Ahmet’le izlemiş ve çok sevmiştik. (IMDB’den 8.2 almış.) Dahası soundtracki bağımlılık yaptıydı. 🙂 Bir ara açıp açıp, saatlerce dinliyorduk. Bu sabah yazıma da aynı melodi eşlik etti.

Size de eşlik etsin isterim. Şimdi alın bi yeşil mandalina, afiyetle yiyin. Bir de üstüne açın şarkıyı, sonbaharın gelişini kutlayın. 🙂

Bu da aynısının 1 saatlik versiyonu:

İmza: Otacı

Photo credit: Seval Yılmaz

Seval Yılmaz

Seval Yılmaz

Kaynaklar:

*http://geldeyeme.blogspot.com.tr/2010/10/yesil-mandalina-yiyor-musunuz.html
**http://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/turuncgillerin-kabuk-rengi-neye-gore-degisir
***http://www.bugday.org/portal/haber_detay.php?hid=7060
****http://www.gidahareketi.org/Mandalina-Yiyin-Fakat—–937-haberi.aspx
*****http://www.haberturk.com/saglik/haber/565543-mandalinanin-bilmediginiz-faydasi
          http://www.mandalina.gen.tr/yesil-mandalina.html
          http://www.faydalarizararlari.com/mandalinanin-faydalari/

Sevdiysen, paylaş!

2 comments

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir